Yanarım tekrar tekrar,
Yakar, eylemez zarar;
Elbette birgün acır,
Ateşimden onda var.
Ateşler ayrı değil,
Yanıyor, gayri değil;
İbrahimin hâlidir,
Mûsâ’nın kârı değil.
Görmez derdi: “erinî!”,
İşitti: “len terânî!”
Şavka dayanamadı,
Cânânım! gel, yak beni.
Ben de yanıp karışam,
O “Tûr” dağını aşam…
Güneş ile bir olan,
Bilir mi gündüz, akşam…
Bütün nurlar, ataştan (1)
Çıkıyor yanan baştan;
Aşk hâlini bilmiyen
Bıkar Yusuf kardaştan.
Âşık olmıyan bıkar,
Âşıklar durmaz, bakar;
(Emre), göreyim deyi (2)
Kendini durmaz yakar.
Görür, istemez “kemâl”,
Seyreder, etmez ihmâl…
Neylesin ki âşıktır,
Yanar, istiyor zülâl.
Kapısı onun : dudak,
İçerisi çok parlak;
Eşiği ateştendir,
Girerken yanar ayak.
Gelmelidir zamanı,
Bu sözler bütün “ma?nî”…
O içeri girmeğe
Vuslat oluyor mâni.
Nokta bilir mi vuslat?
İstese, olur murtad;
Bu (Emre) arzu etse,
Perde oluyor kat kat.
(1) Ateşten.
(2) Deyi = diye. 6.2.1945