Sana tutunca huzûr,
Yaktın Gözleri Mahmur!
Kirpiğinden ok attın,
Battı, kalbimde durur.
Durmaz acır yarası,
Bulunmuyor çâresi;
Hacerül’esved midir
Gözleriyin karası?
Ben yüzümü süreyim,
Al perdeyi, gereyim;
Aşkıyın hançerine
Bu bağrımı gereyim.
Ezelden oldum fedâ,
Takdîr-eylemiş Hudâ;
Candan eser koymadı,
Bakışın etti edâ.
Yüzlerindir Hicazım,
Bana görünmen lâzım;
Mihrâba secde etmem,
Seni görmek, namazım.
Sen dedin: Bana yaklaş!
Yürüdüm yavaş yavaş;
İbâdet tamâm-oldu,
Parlayınca sende (Kaş).
Âşıklara budur dîn,
Çünkü sen verdin izin;
Gösterdin, lâzım, bize,
Biz olduk (Kaabe Kavseyn).
Şükür ki aldık haber,
Gördük, olduk berâber;
Şükür, âşikâr-oldu
Sır olan (Şakkulkamer).
Dâhil-olduk Mushafa,
Bakmayız başka lâfa;
Eyledin Zümrüd anka,
Konduk (Cebel-i Kaaf)a.
Gözlerimizden öter,
Duyanlar, olur beter;
Geldi, tutuştu Mûsâ,
Hâlâ dumanı tüter.
Sen eyleyince himmet,
Yoldaş oldu Muhammed;
(Emre) göstermek ister,
Kimseye etmez zahmet.
Bildirir sefâ ile,
Aşk ile, vefa ile;
Ehil ol, dost eylesin
Ahmed Mustafâ ile.
Zapteden: İsmail Asfûroğlu, İsmail Muallâ.
Antakya, 4.4.960 Saat: 2.22 – 2.45
Sana tutunca huzûr,
Yaktın Gözleri Mahmur!
Kirpiğinden ok attın,
Battı, kalbimde durur.
Durmaz acır yarası,
Bulunmuyor çâresi;
Hacerül’esved midir
Gözleriyin karası?
Ben yüzümü süreyim,
Al perdeyi, gereyim;
Aşkıyın hançerine
Bu bağrımı gereyim.
Ezelden oldum fedâ,
Takdîr-eylemiş Hudâ;
Candan eser koymadı,
Bakışın etti edâ.
Yüzlerindir Hicazım,
Bana görünmen lâzım;
Mihrâba secde etmem,
Seni görmek, namazım.
Sen dedin: Bana yaklaş!
rnYürüdüm yavaş yavaş;
İbâdet tamâm-oldu,
Parlayınca sende (Kaş).
Âşıklara budur dîn,
Çünkü sen verdin izin;
Gösterdin, lâzım, bize,
Biz olduk (Kaabe Kavseyn).
Şükür ki aldık haber,
Gördük, olduk berâber;
Şükür, âşikâr-oldu
Sır olan (Şakkulkamer).
Dâhil-olduk Mushafa,
Bakmayız başka lâfa;
Eyledin Zümrüd anka,
Konduk (Cebel-i Kaaf)a.
Gözlerimizden öter,
Duyanlar, olur beter;
Geldi, tutuştu Mûsâ,
Hâlâ dumanı tüter.
Sen eyleyince himmet,
Yoldaş oldu Muhammed;
(Emre) göstermek ister,
Kimseye etmez zahmet.
Bildirir sefâ ile,
Aşk ile, vefa ile;
Ehil ol, dost eylesin
Ahmed Mustafâ ile.
Zapteden: İsmail Asfûroğlu, İsmail Muallâ.
Antakya, Saat: 2.22 – 2.45
4.4.1960