Ninni deyim yavrum, gözün süzülsün,
İnci, mercan gibi, uyku düzülsün,
Aşka taş atana, böyle lâzımdır:
Yüzleri gülmesin, kalbi üzülsün.
Hâlini bilmeyen, ikrâh ediyor,
Lezzetini tadan, hep âh ediyor;
Kıvılcımı değse, eğer gönüle,
Aklını, fikrini, seyyah ediyor.
Öten bülbül gibi, feryâd ediyor,
Kendini Yaratan, imdât ediyor;
Mevlâ âşıkına taş atanları,
Hasede düşürüp, murtad ediyor.
Cümle muhabbetin , aşktır arslanı,
İlimle hâllerin, odur sultânı;
Başka bir taraftan, yolu görünmez,
Çünkü aşk gösterir, güzel Rahmânı.
Her insanlar bilmez, aşkın hâlini,
Kirletip, uzatır, anca dilini,
Nice yüzbin âlim, bildirememiş,
Anca aşk anlatır, Cânân elini.
Ateşe dayanmaz, bed gösteren kir,
Aşksız ilim, dâim, her vakıt münkir;
Âşıklar garkolmuş, lezzet suyuna,
Yönünü dön de bak, seyreyle zâkir!
Gözgöze gelirsen, dilin lâl olur,
Senin idrâklerin, ona malolur;
Cennet, dünyâ, hûri, senin aklından,
(Âşık Emre)gibi, hep zevâl olur.
(Arafat Dağı)nda, giyilir ihram,
Sır anlaşılırsa, bilinir bayram;
Çınlatma sen tası, (İsmâil Emre)!
Böyle kurulmuştur, bozulur nizam.
Zapteden: Neş’e Kayalıyük
Saat: 12.45
12.5.1956