Nice yurt değiştik, bulmadık karâr,
Ne kârı düşündük, ve ne de zarar;
Her tarafı gezdi, bîçâre gönül,
Nereye gittiyse, Dostunu arar.
Dolandığı yerler, harâba benzer,
Eğer aldanırsa, serâba benzer;
Bir karar duranı, görmedi gözüm,
Tuzağa düşüren dolaba benzer.
Yârab! şerlerinden, sen eyle halâs,
Bu iki dünyâya, ettirme havas; (1)
Yüzünden başkası, her yaratılan,
Hakîkatı bilmez, eder iltimas.
İşi gücü, dâim: bozar huzûru,
Senden ayırmaktır, onların zoru;
İbret gözü ile, eğer bakarsam,
İstediler, verdin, böyle destûru.
(Doksandokuz Esmâ), Hâdî sıfâtın;
Böyle anlatıyor, bize âyâtın;
(902) dir, dilde, söylenir,
Hepisini muhît, ilm ile, Zâtın.
Anlayan kimseler, görmez kabâhat,
Görürse, edilir, uzaklara tard;
(Emre), her karşısına çıktığı zaman,
Yalvarır da ister: Sen eyle imdad.
Zapteden: Neş’e Kayalıyük
Gaziantep – Saat: 14.30
(1) Heves. 4.8.1956