Ne kadar kaçarsan, kovalar kader;
Eğer geri dönsen, önünden gider;
Her nereye vursan, kendi başını,
Yine bildiğini, o tâlih, eder.

İdrâk eylediysen, böyle kurulmuş,
Mevlâyı sevenler, görüyorlar hoş;
Birçok çârelere, eden, tevessül,
Aldatmış kendini, gûyâ kurtulmuş.

Gönül! anladınsa, yetiş, ol teslim,
Böylelikle olur, birçoğu sâlim;
Mevlânın dâveti, zuhûr edince,
Nerelerde kalır, tahsille ilim?

Buraya gelince: diller lâl olur
Bütün ümitlerin, bir hayâl olur;
Sen de bulmaz isen, (kalb-i selîm)i,
Okuyup yazdığın, (kıylü kaal) olur.

Sâlim ettirmemiş, nice mezhepler…
Bu hâli yazamaz, yüksek mektepler;
Selâmeti bulmuş, rahat ediyor,
Mevlâ hayranları, açık meşrepler. (1)

Ölmek istemezsen, eteğini tut,
Sen bu bilgileri, düşünme, unut,
Böylece yapınca, bu (Fakir Emre),
Kalbine oturup, seviyor Mâbud.

Onun için kâmsız, hem dahî ferah;
Ateşlerde yandı, ettiği günah;
İzde yürüyeni dâvet ediyor,
Adetsiz dillerden, Hazreti Allah.

Zapteden: Zâkir Akiz
Namrun, Saat:11.30


(1) Açık meşrep = Açık kalbli, tek meşrepli kimse. 22.8.1957