Ne hikmettir Yârab, tutmazsın karar:
Kimi hiç düşünmez, kimisi arar;
Cümlesi gıdâyı, alıyor Senden,
Kimi ikrâr eder, kimisi inkâr.
Acebâ kimindir, görünen ülke?
Nûrunu kapatır, karanlık gölge;
Her gelen, konuyor, dünyâ dalına,
(Benimdir!) diyorlar, ebedî mülke.
Geleni tutuyor, bu nasıl hülyâ…
Meftûn oluyorlar bakıp hayâle;
Dirilik dururken, sevilir ölü;
Gözünü açmayan, erer zevâle.
Mânevî Aynadır, her gelen bakar,
Nefsini seyreden, sonunda korkar;
Sırrı bilmiyenin, çürüyor gözü,
Sular gibi erir, toprağa akar.
Geleni tutuyor; bu nasıl illet…
Gûyâ önü devlet, sonu da zillet;
İki yok arası, sanki bir varlık…
Kimse uyanıp da almıyor ibret.
Nûra belemiştir, doğan Âfitap,
(Bir)i seyredende, kalmamış hesap;
Her yerde görünen, senin yüzündür,
İki cihan, olmuş, yüzüne hicâp.
Ateşlere düştü, (Emre), görünce,
Karanlıklar gitti, kalmadı gece;
(Elif, Lâm, Mîm) harfi, hiç edilir mi?
Vâsıtası yoktur, edilmez hece.
Zapteden: Selim Akgül
Saat:2.30
12.11.1954