Ne güzel yaratmış, Nakkaaşın senin…
Neler gösteriyor, bu kaşın senin…
Vakıtla zamâna, tâbi’ değildir.
Adetsiz yaşıyor, her yaşın senin.
Gözlerinden bakan, hem dahî (Bâkî);
Yüzünü görenler, oluyor takî,
Nice boyan vardır, binbir çeşitli,
Kime bulaşırsa, ediyor sahî.
Ne biter, tükenir, edilse senâ,
Taksîm-edilmiştir, yüzün her yana;
Aklımla fikrimi, eyledim gaaip,
Acebâ ne oldu, bilmem ki bana?
Durmadan dönerim, Mecnun misâli,
Bilmem bu mu ola, Yârin visâli?
Akıllılar; her ân, ediyor sükût,
Âşık olanların, durmuyor dili.
Konuyu komşuyu, ediyor tâciz,
Câmide taşlıyor, bizleri vâiz;
Eğer olmasaydı, Medenî Kaanun,
Her müftüler derdi: (Öldürmek câiz!)
Yazıp verirlerdi, Devlete fetvâ,
Durmaz ederlerdi, bizleri dâvâ;
Bunların kalemi, sebep olunca,
Yıkılıp da gitti, adetsiz yuva.
Şükürler olsun ki, bitti taassup,
İrticâ’ , oluyor, her yerde mahcup;
Medenî insanla, konuşurlarsa,
Yüzleri kızarıp, oluyor mağlup.
Her taraftan doğdu, ilimler günü,
Hep âlim insanlar, dönüyor yönü;
Onun için eder, (Emre)! anlayan,
Dâimâ bayramı, hem de düğünü.
Zapteden: N. Kayalıyük
Saat:12.50
30.12.1957