(Mürşid-i Kâmil)e, uyanlar bilir,
Canını meydana, koyanlar bilir;
Mânâyı, hakîkî duyanlar bilir,
Bu akl-ı cüz’ ile, idrâk-olur mu?

Kimisi görünce, ediyor ikrah,
Nûra belenmiştir, görüyor siyah;
Ne hikmettir böyle; sevdiğim İlâh!
Bu akl-ı cüz’ ile, idrâk-olur mu?

Hacerül’esved mi? bir (göz)e benzer,
Âdem ü Havvâ mı? hep bize benzer,
Cibrîl-i Emîn mi? her söze benzer;
Bu akl-ı cüz’ ile, idrâk-olur mu?

Yüzün görünmeden, (Îman), olur mu?
Mutmain olmadan, (inan!), olur mu?
Yolunda ölmeyen, (kurbân) olur mu?
Bu akl-ı cüz’ ile, idrâk-olur mu?

Can ile, ten ile, (Mîrâc)- olur mu?
Binâdan yapılan o (Hac) olur mu?
Derdi olmayana, ilâç olur mu?
Bu akl-ı cüz’ ile, idrâk-olur mu?

(Aşk)a bürünmeden, (İrfân)- olur mu?
Uzak duranlara, ihsân-olur mu?
Taş ile toprakta, lisân-olur mu?
Bu akl-ı cüz’ ile, idrâk-olur mu?

Arzû bitmeyince, kâmil olur mu?
Bu aşka düşenler, câhil olur mu?
Kurumuş ağaca nâzil olur mu?
Bu akl-ı cüz’ ile, idrâk-olur mu?

Gözü sana veren, mâzûr-olur mu?
Muvakkat hayatta, huzûr-olur mu?
(Emre)! bu (Yokluk)ta, hiç zor olur mu?
Bu akl-ı cüz’ ile, idrâk-olur mu?

Zapteden: Ş. Uçkan, İ. Yöntem, M. Arzık.
Namrun, Saat:13.20


25.7.1959