Mevlâdandır bu hava,
Bilmek, değil bedâva;
Bizi gören her gözler,
(Zümrüdüz), olmuş yuva.
Görenler, durmaz bakar,
Berâber olur Gaffar;
Biz, olduk fenâfillâh,
Bilmiyen, mecnun sanar.
(Arş-ı Rahman): gönlümüz,
Her yandan etsinler söz;
Bize ayân her felek,
Dört tarafı görürüz.
Fakat eyleriz siper,
Böyle dedi Peygamber;
Her gelen nebî, şimdi,
Bizim ile berâber.
Dimâğımız çok büyük,
Ağaçlara oldu kök;
İstîlâ eyleyince,
Boynumuz, dâim bükük.
Mevlâ, bizlerde gizli,
Tecellî eder hâli;
Kendimizden geçerek,
Söyler bizlerden dili.
Eder ilmini nâzil,
Lâzım değil Cebrâil;
Yerle gök ışık olur:
Yanar, gözümüz, Kandil.
Ayık, gel gönlüm! ayık,
Her yüzler bize açık;
(Emre)yi ta’n-ederler,
Kur’an etmez mi tasdîk?
İster, etsinler tefsîr,
Bizler değiliz kâfir;
Bu bir ânlık dünyâda,
Hepimiz bir misâfir.
Çünkü konduk, göçeriz,
Her hâlleri seçeriz;
Bizde, ecel şerbeti!
İster isek, içeriz.
Zapteden: Emine Başman.
Namrun, Saat:6.45
Not: Bu doğuş yağmurlu bir günün sabahında, havadan konuşulurken doğmuştur.
23.4.1960