Mekân edeceksin, birgün çukuru,
Hatırlıyamazsın, sen bu zuhûru;
Mutlak geçecektir, üstünden kışlar,
Yağmurlar yağacak, hiç kalmaz kuru.
Tepeliyecektir çeşitli ayak,
Birçok “akıldâne”, bâzı da ahmak;
Gözlerinde kuvvet, devâm ederken,
Seni Çağıranın, gözlerine bak.
Benim! dersin ama, topraklar dolar,
Nûru gaaibolur, zıyâsı solar;
Gezdirdiğin tenin, kalır bekçisiz,
Darmadağın olur, hem dahî ular. (1)
Belik belik olur, dışından, deri,
Ateşe atsalar, duymaz haberi;
Bâzı eserlerde, “hayvan” diyorlar
Görüp bilmiyene, geldiği yeri.
Senden sana olur, o elin yolu,
Oradan çağırır, Yaradan, kulu;
Bir kuvvet bozamaz, böyle kurulmuş,
Kaanun gibi olan, böyle usûlü.
Âşık ol da yaklaş, diril de güven,
Hiç seni sıkmasın, bu canlı kefen;
(Emre)! ayrılmazsan, sen o Dilber’den,
Ölümü unutur, dirilirsin sen.
Nûru ilâhîden, olur mekânın,
Mevlâ sarayıdır, teninle kanın;
(İnnâ lillâh…) işit, yine dön, yürü,
Çünkü ordan geldi, bu tatlı canın.
Zapteden: Selim Akgül
Saat:14.52
(1) Ulmak = Çürümek; Ular = çürür. 20.6.1954