Kul olanın, herşey, gelir başına,
Yolunda rastgelen, değil boşuna;
Gördüğümüz zerre, hepisi yolcu;
Yürüyen insanın, gitmez hoşuna.

Ne kadar zor imiş, kazanmak rızâ…
Lûtfa rastgelirse, sanıyor cezâ;
Her hâli, Mevlâdan bilmezse eğer,
Kendine yük olur, verilen âzâ.

Kahırlarla lûtfu, bir etmez isen,
Yedi cehennemdir, verilen beden;
Cenneti Âlâyı, kalbe koyanlar,
Her dâim ferahtır, hiç söyler mi: Ben!

Yeryüzüne çıkar, (Evvel) ve (Âhir),
Gizli sırlar, olur, her yerde zâhir;
Gözünün bakışı, kime değerse,
Onun dahî eder, bitmez penzehir.

Muhabbet âlemi, çıkar meydana,
Işıklar saçılır, katı zindana;
Uyanırsan, gönül: yapılmış saray,
Seni halkeyleyen, Büyük Sultâna.

Benliğin yok olsa, kalır mı azap…
Gözlerin açılır, ref’olur nikap;
Yetmişiki dilden, sanadır, işit,
(Emre)! anladıysan, söylenir hitap.

Zapteden : İli ve Sevinç Akgün.
Saat:8.40


3.12.1954