Kâh açarım güller gibi,
Kâh tozarım küller gibi;
Kâh yatarım yer yüzüne
Yeşil atlas tüller gibi.

Kâh gökyüzüne çıkarım,
Su olup geri akarım;
Kâh görürüm yağmur olmuş,
Kâh yerlere yağan karım.

Kâh beni yer, gök de sıkar,
Gözlerimden kanlar akar;
Kâh olurum azîm (1) ferah,
Kâh “Nuru ilâhî” yakar.

Kâh olurum büyük delil,
Kâh olurum sefil, zelil;
Kâh olurum “nuru basar”,
Kâh olurum yine alil.

Kâh seyrederim dilbere,
Dahi (2) iki âlemlere;
Kâh iki gözlerim görmez,
Kâh ararım derd çare.

Kâh olurum azîm tabip,
Kâh olurum büyük sahip;
Kâh çıkarım ben âyâna,
Kâh olurum gizli gaip.

Kâh olurum bâd ü havâ,
Bulutları kova kova;
Kâh olurum (Âdem ata),
Veririm onlara iğva.

Onları eylerim ihraç,
İki âlemlere muhtaç;
Affederim günahları,
Onlara giydiririm taç.

Her hallerimi görürüm,
Sevip aşkımı veririm;
Benim gizli esrarımı
(Emre)nin ağzından derim.

(Emre)nin çok günâhı var,
Onun için durmaz yanar;
Fakat gönlü olmuş ferah;
(Âdem) gibidir tövbekâr.


(1) Büyük. Burada “gayet” yerine kullanılmış oluyor.
(2) (Hem de) yerinde kullanılmıştır. 9.7.1945