Gülleri açtıran, bülbül feryâdı;
Onlar öttükçe de, âşık ağladı;
Gam gelmeden, olmaz, bu aşkın tadı;
Ezelden nizâmı, böyle kurmuşlar;
Nasıl konuşuyor, çeşitli kuşlar…

(İlm-i Ledün) söyler, kiminin dili,
İşitince, eder, çoğunu deli;
Onlar dâvet eder gökten Cibrîl’i;
Ezelden nizâmı, böyle kurmuşlar;
Nasıl konuşuyor, çeşitli kuşlar…

Gaflet uykusundan, duyan uyanır;
Yürüyenin yolu, aşka dayanır;
Başına gelmeyen, sapıyor sanır;
Ezelden nizâmı, böyle kurmuşlar;
Nasıl konuşuyor, çeşitli kuşlar…

Onlar da, tutuşur, ederse temâs,
Geceler, gündüzler, işi olur yas;
Bu aşk çok âdildir, bilmez iltimas;
Ezelden nizâmı, böyle kurmuşlar;
Nasıl konuşuyor, çeşitli kuşlar…

Dirilik bahşeder, tekrar, ölümsüz,
Târîf etmek için, yetişmiyor söz;
Bir tarafı görmez, onu gören göz;
Ezelden nizâmı, böyle kurmuşlar;
Nasıl konuşuyor, çeşitli kuşlar…

(Küllü men aleyhâ fân)dır tecellî,
Yok olanın, tutmaz, ayağı, eli,
Ölünün, tükenir, kalmaz emeli;
Ezelden nizâmı, böyle kurmuşlar;
Nasıl konuşuyor, çeşitli kuşlar…

Rabbının yüzünden, başka göremez,
Ölü, Azrâil’e, canı veremez;
Canlı olan, varıp, ona eremez;
Ezelden nizâmı, böyle kurmuşlar;
Nasıl konuşuyor, çeşitli kuşlar…

Deprenmez oluyor, dili, dudağı,
Varır da bir olur, aklı, dimâğı,
Deryâya garkolur, kalbinin yağı;
Ezelden nizâmı, böyle kurmuşlar;
Nasıl konuşuyor, çeşitli kuşlar…

Karışır da, olur, canlı cenâze,
Bu vücûdu benzer, sâde bir ize;
Bildik, kâfir derler, onunçün bize;
Ezelden nizâmı, böyle kurmuşlar;
Nasıl konuşuyor, çeşitli kuşlar…

(Emre)! çabuk yürü, (Deniz)e ulaş,
Bu yolda yok oldu, nice yüzbin baş…
Kanatsız olana, seyredilmez Arş;
Ezelden nizâmı, böyle kurmuşlar;
Nasıl konuşuyor, çeşitli kuşlar…

Zapteden: Fuzûle Emre
Saat:21.55 – 22.10


23.10.1954