Gözlerim rasgeldi sabah bir fula (1)
O fulün kokusu burnuma dola,
Sen Cânânım, gizlendin “kâmil kul”a
Gönüle girenler ihya olmaz mı?

Orda bulan, bulur yedi cenneti,
Giren, kimselere etmez minneti,
Evvel, lâzım, kabul etmek zilleti
Gönüle girenler ihya olmaz mı?

Huri, melek orada durur divan,
Hak âşıkını beklerler her zaman,
O gönüle girdi isen tez uyan,
Gönüle girenler ihya olmaz mı?

Uyan da gör Tûbâ’daki yemişi,
Bütün bunlar “yokluk âlemi” işi
Ehli bilir o meyvayı, görmüşü…
Gönüle girenler ihya olmaz mı?

Bu medh edilen, bilin, değil cennet,
Gönüle girenler hiç etmez minnet
Orda mekân kurmak oluyor devlet;
Gönüle girenler ihya olmaz mı?

Yüzbindebir insan tutar kararı,
Ona nasibolur (Hakikat Yâr) ı,
Dört köşeli imiş gönül duvarı…
Gönüle girenler ihya olmaz mı?

Oraya girenler yeyip de içmez,
Canından geçer de Dilber’den geçmez
Güneş doğar, iyi, kötüyü seçmez..
Gönüle girenler ihya olmaz mı?

Hakikat güneşi bilmez karanlık,
Doğduğu yerleri ediyor ışık,
Hakka seyir eden yüze bulaşık…
Gönüle girenler ihya olmaz mı?

O âleme burda girenler bilir.
(Emre) ile canı verenler bilir,
Ağlayıp yere yüz sürenler bilir.
Gönüle girenler ihya olmaz mı?


(1) Ful = güzel kokulu bir çiçek. 8.7.1945