Görünmeyiz hiçbir göze,
Akıllar yeter mi bize?
Dilimizden Mevlâ söyler,
Gaafil kullar, der: geveze!
Bülbül olur da öteriz,
Aşka yanınca tüteriz;
Görünürüz biz, bir damla,
Nice hayâta yeteriz.
Kim içer bizden bir yudum,
Hiç hayattan olmaz mahrum;
Çok varlığın esrârıyız,
Her kullara olmaz mâlûm.
Dışımıza bakar, güler,
Bizden değil bu türküler;
Eğer bizler ün edersek,
Hayat bulur her ölüler.
Sevgimizdir: âbıhayat,
Sevmeyene, olur afat;
Hâlimizi bilen bilir,
Anlamayan, vermez kıymat.
Âciz görünür dışımız,
Sefâlettir yoldaşımız;
Yeryüzünde gezeriz ya,
Arşa ulaşır başımız.
Bâzı, oluruz Cebrâil,
Dûyar, oluruz Mîkâil;
Târîf eder de, anlamaz,
Bu dünyâda çeşitli dil.
Bizden bizedir o emir,
Görünür, oluruz (Zâhir);
Peygamber olan Dâvûd’a,
Yağdırırız biz Mezâmîr.
Mûsâ, yanımızda döner,
Bazı yanar, bâzı söner;
Elinde (Kuru Ağac)a,
Öğretiriz nice hüner…
Uçtu, geldi Îsâ, bize,
Görünüyor, bakan göze;
Kuluz amma, benzeriz biz,
Semâvâta varan ize.
Muhammede, olduk (Hırâ),
Bize geldi sora sora;
Âşıklara durak oldu,
– Emre anlatıyor- bura!
Zapteden: N. Yöntem, H. Uçkan, Günay Uçkan.
İstanbul – Râmi, Saat:20.10
17.10.1959