Dünyânın tadından, gözlerim, doymaz
Gaflet gömleğini, sevmiştir, soymaz;
Nice lisanlardan, söylenir sözü,
Kapar kulağımı, dinleyip duymaz.
Hani bu cihânın, o ilk sâhibi?
Onlar da çalışmış, bak senin gibi;
Birgün (gel!) emrini, sana verirler,
Var mıdır kefenin dikilmiş cebi?
Ağzında kalır mı, acep lezzeti?
Ağrılı, acılı, hiçbir illeti?
Gözlerini aç da, iyice seyret,
Gelip de gidenden, sen al ibreti.
Seyreyle, silkelen kibr ile kinden,
Hakkın yolunu bul, kurulmuş dînden;
Neden vazgeçmedin, sen, uyanıp da?
Onlar da geçmiyor, evrandır, senden.
Bir ejderhâ doymaz; seni de yutar,
Kaçayım der isen, koşup da tutar;
Nasîhat duymazsan, ey deli gönül!
Âlemi başına, onlar eder dar.
Sen de bir ölüsün, diril de kurtul,
Uyuyan insanlar, olur mu makbûl?
Her şeye Mâliktir, hem dahî Muhtâr,
Ne kadar âcizdir, yaratılan kul…
Nefsini öldür de Mevlâya kavuş,
Acep zillet, neden, gelir sana hoş?
(Emre) bir kadehten, aldı da içti,
Bir daha ayılmaz, oldu bir sarhoş.
Onun içindir ki: Mevlâ ferahı;
Kalbinde, seviyor, buldu Allahı;
Gamları toplayıp, attı denize,
Gönlünden çıkardı, cehl ile âhı.
Zapteden: Sezâver Akdemir
Namrun, Saat:9.07
16.8.1957