Ne oldu gine Namrun…
Sise boyandı boyun;
Sanki yerde bir bulut…
Nefes almıyor burun.

Her yan, oldu rutûbet,
Sulardan oldu bir sed;
Bu bizim hâllerimiz,
Âleme oldu ibret.

Ne diyor konu komşu?
Olduk bir sevdâ kuşu;
Biz, uçarak aşarız
İnişlerle yokuşu.

Hiç kimseler tutamaz,
Hasrettir, unutamaz;
Zümrüdanka meyvası;
Serçe kuşu yutamaz.

Bir çelikten leblebi,
Görünür meyva gibi;
Aşk, bir mânâ kuyusu,
Gaayet derindir dibi.

Uyanır, alıp içen;
Kendi aklından geçen;
Bizim ile bir olur
(Şüphe) evinden göçen.

Kör ediyor gümânı,
Unutamaz zamânı;
İkrâr-etmezse bizi,
Bilmez dîni, îmânı.

Onlar, “kâfir!” der bize,
Görünmeyiz her göze;
Damlanın gücü yetmez
Ateş olmuş denize.

İçine düşse, kurur,
Azaplı, tutmaz huzûr;
Fenâfillâh olanda,
Olmaz kibirle gurur.

Baksan, sanki bir kuzu;
Mücevherlerin tozu;
Âşıkların devleti,
(Emre)! anla:(Tevâzu’).

Yüzleri dâim yerde,
Gözlerinde yok perde;
Canı teslîm-etmişler
Mânevî Muhammede.

Zapteden: Özcan Altınören, Fehmi Görgün.
Namrun, Saat: 16.22


17.7.1960