Bir yere uğradım, yüceden yüce,
Dâîmâ gündüzdür, kalmamış gece;
Her gözlerden, dönüp, bakıyor bana,
Ben de taksîm-oldum, bakıp görünce.

Onu methediyor, durmadan dilim,
Ne fayda… bilmiyor, bu zâhir ilim;
Bu benim benliğim, nereye gitti?
Kendinde yok oldum, bilemem kimim?

İçinde dâhilim, hayat Onundur,
Sayısız mezâmîr, âyât Onundur;
Zât gözüyle baktım, ederim seyrân,
Hareket-eyleyen sıfât, Onundur.

Bâzı, tenbîh eder: Kimseye deme!
Perdeyi kaldırmış; sakldır kime?
Öyle bir mûziptir, alıyor lezzet;
Hâkim miyim acep, ben bu dilime?

Kendisi, kendine, ediyor îlân,
Seyreden gözlere, oluyor üryan;
Aklımı, fikrimi, teslîm-eyledim,
İrâdesiz kaldım, olunca hayran.

Söyleyen kendisi; (Emre) neylesin…
Acâîp duruyor, emrettiği din;
Der, ne kadar ……………………………….
…………………………………………………….

Zapteden: Fuzûle Tezcan.
Ceyhan, Saat:10.30


26.5.1960