Bu dünyâ bir vîrânedir,
Uyuşturan meyhânedir;
Çok saltanat harâbolmuş;
Gaflet değildir, ya nedir?

Etsen eğer ince hesap,
Çıkarırsın büyük azap;
Kovalayan, ölür susuz,
Âdet budur: boğar serap.

Oku; yazmış birçok kitap,
Dillerden de eder hitap;
Bunlardan kurtarır (namaz);
Fakat lâzım (Canlı Mihrap).

Gaflet ile bakmak değil,
Eğilip de kalkmak değil;
Cesâreti, âdem eder;
Bu âlemden korkmak değil.

Fetholmalı (Kan Kalesi),
Dağıtmalı bu kafesi;
Sen sözleri kalbden dinle,
Acep çıkan, kimin sesi?

Ordan öten, kuş dilidir,
Okuyup yazan, elidir;
Âdet budur, zor duyulur,
Mânâsı (Sırr-ı Alî)dir.

Ölü değil, dâim diri,
Bizlerdedir; değil geri;
(Emre)! gözünü aç da bak:
Nerden çıkar, gör, eseri.

Kimisi der: gökte melek;
O, ışıktır bütün felek;
Bilene ayıp değil mi?
Aşıklara nedir dilek?

Her mekânda âşikâre;
Uyan (Emre)! sen de ara;
Onda fânî oldu isen,
Hâcet kaldı mı inkâra?

Çok şükür ki ettin ikrâr,
Gözlemedin başka bir kâr;
Gözünde, gönlünde duran,
Kürsüsüdür, hem de Hünkâr.

Zapteden: Fuzûle Tezcan.
Ceyhan, Saat:9.05


26.5.1960