Bu aşkın hazinesi,
Acep âşıkın nesi…
Yedi yılda bir çıkar
O definenin sesi.
Gözler önünden gaip,
Hâli onun acaip…
Yabancı el sunarsa
Yakıp ederler kayıp.
Olmak lâzımdır cesur,
Eli sunmak gayet zor;
Yeter ki sen âşık ol,
Maşuk seni bekliyor.
Fakat olmasın mecaz,
Maşuk senden etmez haz;
Gönülden riya gitse,
İşte orada Hicaz.
Saf ol, ederler tavaf,
Sen yanarsan olunğ (1) saf;
Sözüm sana ey (Emre),
Hâline eyle insaf.
Sen doğru bak yüzüne,
Dikkat eyle sözüne;
Ayık! (2) sen boğulursun
Gezen merkep izine. (3)
Vallah aşk böyle değil,
Sen bu sözü Haktan bil;
Kalbini kirler tutmuş,
Lâyik görülmüyor, sil.
Hâlinde (4) durur nişan,
Gözü açığa ayan;
Sen seyreyle, kâmiller
Daim eder imtihan.
Sonra verirler ceza,
Bilmez de dersin: kaza…
Bütün kâmiller demiş,
Eserde yaza yaza.
Hâl, onlardan gizlenmez,
Darda kalmazsa, demez;
Bu sözler Haktan gelir,
Yoksa bu (Emre) bilmez.
(1) Olunğ = olursun.
(2) Ayıkmak = ayılmak.
(3) Dikkat et, yoksa gezen merkebin izinde boğulur gidersin.
(4) Senin hâlinde.