Bu aşk yakıyor bizi,
Çünkü gösterdi izi;
Şükürler olsun Dosta,
Verdi nasibimizi.

Bilgisiz ettik hizmet,
Aşk bize oldu kısmet;
Doğru teslim olana
Allah etmez mi himmet…

Bizi yakıyor yine,
Bakmayız el rengine;
Bizim bu ateşimiz
Değer ay ile güne.

Biz yürürken bu izden,
Neş’e alırken sizden;
Güneş hararet alır,
Her daim döner, bizden. (1)

Tesbih etmekçin döner,
Görmezse bizi, söner,
Bu hâli anlayınca
Sözümüze olduk er.

Ay bizden alır destur,
Ziyası eder zuhur;
Eğer biz el edersek
Dirilir ehli kubûr.

Baksak kıyamet kopar,
Bu halleri aşk yapar;
(Emre)ye aşk gelirse
Dünya ediyor par par.

Daim aşka olur kul,
Her yandan açılır yol;
Yoldan yürümek için,
Bırakmazlar, sadık ol.

Burda akıl dayanır,
Bırakanlar uyanır;
Bu benlik şişesini
Taşlara çal da vur, kır.

Mâni olur bu şişe,
O bırakmaz bilişe:
Aşktan sarhoş olanlar
Bu hâl ile görüşe.

Buradan uçamaz kuş,
Gönlünü yak, olsun boş;
Burda çok can dayanır, (2)
Çıkılmaz aslâ, yokuş.

Bir hâl lâzım burada,
Can etmelidir feda;
Âşıklar kavuşuyor
Bu kıymetli murada.

Âşıklar olur nail,
Başka hiç olmaz kabil;
(Emre), sen kendine gel,
Bu halleri Haktan bil.


(1) Güneş, bizden hararet aldığı için daima dönmektedir.
(2) Dayanmak = kuvvetten kesilmek, tâkati kesilmek. 21.1.1945