Bizleri yakan Dilber!
Bizi yaktığın yeter…
Himmet eyle âşıka,
Her yanından akar ter.
Bu hâllerden doyulmaz, (1)
Hiç âşıklar yorulmaz;
Âşık, yorulmayınca
Dilberim, seni bulmaz.
İmdad eyle Dilberim,
Benimle beraberim; (2)
Beni benden yok eyle,
Kalmasın hiç eserim.
Her vârımı teslim al,
Yok olayım sade kal;
Senin aşkın dururken
Bana gerekmez visal.
Sultan inse şehire,
Fazlaca gönül vere;
Ne kadar derse, büyüt,
Aman, bu gönlü (Pîr)e. (3)
Bize olmuş İstanbul, (4)
Her dem gider bütün yol;
Seyreyleyin Türkleri
Çalıştılar, sanki kul…
Yaşım olsa bin sene,
Yanarım döne döne…
(Emre), sen tenezzül et,
Sultan “gönül”e ine. (5)
(1) (Doymak) fiili Adana halk ağzında (ismin “den” haliyle = mef’ûlü anh” ile kullanılır.
(2) Henüz benliğinden vazgeçemedim; bana yardım et.
(3) Pîr, sana, gönlümü ne kadar genişlet derse o kadar genişlet; çünkü oraya kendisi girecektir.
(4) Pîrin gönlünü İstanbul’a yani sultanın oturduğu paytahta benzetiyor. Bakın Türklere, İstanbul’u imar etmek için kul gibi çalıştılar; biz de öyle çalışalım.
(5) İnsin. 14.7.1944