Bize lâzımdır Hicaz,
Orda kılalım namaz;
Siz dinleyin bu sözü,
Bu hâl her daim olmaz.
Kulak ver, kendini at,
Kabul olacak murad;
Daim enginde (1) durur:
Şimdi burda saltanat.
Küçüldü, oldu nokta,
Çünkü oturdu tahta;
Doğruca dilek dile,
Bakma talihe, bahta.
Hâkimdir, bilir, bozar,
Bozar da tekrar yazar;
Kendi gizlenmek için
Durmaz eder âhüzâr.
Yok ol, olsun âşikâr,
Var olma, senden kaçar;
Yeter ki sen âşık ol,
Sana perdeyi açar.
Kulağını ver de duy,
Noktanı deryaya koy;
Sen (Emre), bir katresin,
Gör de deryalara uy.
(1) Engin = aşağı, alçak, münhat.