Birgün burda kalır, illet ile dert,
Severek yediğin, yumşak ile sert;
Nefse mağlûp olup, yola yollanma,
Durmayıp Çağıran, seni ister mert,

Kirli gidenlere, kapı kapalı,
Gönül! burda bırak, sen böyle hâli;
Essah olanları, kalbine doldur,
Gözünden, gönlünden, terket hayâli.

Severek gördüğün, bütün rüyâdır,
Seni çevirenler, söyler, riyâdır;
Gözüyün gördüğü, gönlün sevdiği,
Anla, aldatmaya, tatlı boyadır.

Aşkın ateşiyle, sen onları sil,
Yanına yaklaşma, düşmanındır, bil,
Dinliyebilirsen, sana hitaptır,
Cümle lisanlardan, söylüyor her dil.

Fi’ilini temizle, duysun kulağın,
Lezzetini alsın, tatsın dimâğın;
Deprenmez olacak, görse gözlerin,
Çeşitli söyliyen, iki dudağın.

Bunca zaman söyler, gönül! taş mısın?
İğfâl eyleyene sen, yoldaş mısın?
Neden ayrılmazsın? kemirir seni,
Mukaavele etmiş, arkadaş mısın?

Sevme, seni birgün, yerlere çarpar,
Emrini tutturur, hizmetçi yapar;
Mânâ güneşine, çevir yüzünü,
Onun gibi, etsin, her yanın par par.

Acı söyleyenden, dinle haberi,
Ondan uzaklaş da, seyret Dilberi;
Neden göndermişti, Mevlâ, bizlere
Adedi bellisiz, çok peygamberi?

Nice gam yolunu, süregelmişler,
Fedâ edip, göğüs geregelmişler;
Sadâkat elini, bildirmek için,
Canı fedâ edip, veregelmişler.

(Emre)! anladıysan, hâlinden utan;
Kalbden düşmanı koğ, tutmasın vatan;
Mü’minin gönlüdür, Allahın evi,
Her yere hükmeder, içinde yatan.

Zapteden: Selim Akgül.
Trabzon, Saat: 9.50


30.12.1954