Birecik köprüsü, ne kadar uzak…
Bindik arabaya, oldu bir tuzak;
Kablo telleriyle bağlandı ayak;
Yârab! himmet senden, lûtfeyle, bırak.

Kimisi sabırsız, çekiyor sitem,
Hicran yarasına, bulunmaz merhem;
Kiminin sabrı var, kantarlar gibi,
Kimisine düşmüş, sâde bir dirhem.

Hazînen doludur, sen eyle lûtuf,
Kur’andan işittik, bu hâlin mâruf;
Dileğimiz budur, gel eyle kabûl,
Bize ibret olsun; sabırlı Nasuf. (1)

Gel de taksîm eyle, aç kapağını,
Seyrân eyleyelim, Nizip bağını;
Dünyâ zindan olur, çekerim azap,
Sevdiğim açmazsa göz kapağını.

Kur’andan söyledi (Rabbülfelak)ı, (2)
Açılsın, görünsün gözlerin ağı;
Gönül, bir ağaçtır, durmaz dökülür,
Bu insan bedeni, hazan yaprağı.

Yerlere düşmeden, al, kabûl eyle,
Bu gizli sırrını, âşıka söyle;
Kudreti var mıdır, (Fakîr Emre)nin?
Sen izini verdin, söylettin, dile.

Zapteden: Fuzûle Tezcan.
Gaziantep – Saat:10.45


(1) Nasûh . Meşhur tövbe sâhibi.
(2) “Rabbülfelağı” diye okunacak.

Not: Bu doğuş, Antep’ten Birecik Köprüsünü görmeğe giderken, yolda, otobüsün birçok defalar bozulması ve manyatonun, kablo telleriyle bağlanması üzerine doğmuştur. Bir saatlik yol, ârızalar yüzünden, dört saatte alınabilmiştir. Doğuş, otobüste doğmuştur. 26.8.1956