Bilmem ki ne söyleyim…
Yaktın, lâl oldu dilim…
Her yanları dolanır
Bizden alınan filim.
Seyire herkes koşar,
Bu hâl, âleme aşar; (1)
Sultanlığa lâyık ol,
Mevlâm kılıncı kuşar; (2)
Kuşar, (2) “yürü!” der, harbe,
Fakat gel, gir mektebe;
Kılıncı gören düşman,
Varlığa eder tövbe.
Kuşan da ol cihangir,
Sen bir kere harbe gir;
Kılınca sahip olan,
Düşmana olmaz esir.
Sen yürü göre göre,
Sen sahip ol mühüre;
Bu kılıç teslim olur,
Nice çok nefse ere.
Buna denildi “asâ”,
Siper eyledi (3) Mûsâ;
“Asâ” sahibi korkmaz
Gökten ejderha yağsa.
Bozulur çok tılısım,
Bundan havfeder hasım;
Bunun ile yıkandı
Benim gönlümde pasım.
“Mühür” dür Süleyman’a,
Zor çıkıyor ayana. (4)
Söylenen, “ismi âzâm”…
Okunmaz her insana.
Açılır bütün kapu,
Ona verilir tapu;
Bu kapı açılırsa
Nefesinden gelir: Hû!
Bütün gözler hep bakar,
Her âşıkları yakar;
Bu kıymetli kokan gül,
(Emre), her tarafta var.
(1) Bu hâl bütün dünyayı istilâ edecektir.
(2) Kuşatır. (Kuşamak) tan “kuşar”.
(3) Siper eyledi = sakladı.
(4) Aşikâr etmesi çok zor. 27.12.1944