Beni kök eyledin, çıktı çok dallar,
Herbirinden geldi, çeşitli hallar; (1)
Çifte beşikleri, verdin elime,
Dilim ninni söyler, ellerim sallar.
Acep vazîfemi, ettim mi îfâ?
Sen dururken, ummam, birinden vefâ;
Bana iki cihan, ferağ edilse,
Yüzüme gülersen, o olur sefâ.
Bu hâl, uyanlardan, kalmıştır mîras,
Bâzı sefâ olur, bâzı da bir yas;
Senden gelenlere, bu gönül râzı,
İstemez bir zerre, senden iltimas.
Bu aklın gıdâsı: senden gelen gam,
(Dâimî Namaz)ı, kıldıran İmam!
Secdesiz, rükûsuz, tefekkürledir;
Aklım, fikrim sensin; Hicaz: her âzâm.
Kıble-i Rahmandır, altı köşesi,
Dâim zuhûr eder, Ahmed’in sesi;
Çok şükür, karıştı, ayrılmak bilmez,
(Emre)nin ağzından çıkan nefesi.
Zapteden: Fuzûle Emre
Saat:9.00
(1) Hallar = Hâller. 8.8.1954