Ben uykudan uyandım,
Yandım Allahım, yandım!
Rengimi terkeyleyip,
Bir boyadan boyandım.
Taşlarsın sofu! beni,
Helâk edersin seni;
Göremezsin içimi,
Seyredersin bedeni.
Dışım bir kara toprak,
Dilim söyler: Enelhak!
Her nur benden fışkırır,
Yüreğimi yar da bak.
Orda vardır bir Deniz,
Yoktur siz, hem dahî biz;
Nice meyva yetişir,
Değil, kabuklu ceviz.
Âşıklara gıdâdır,
Yetiştiren, Hudâdır;
Toprağı, suyu kandan,
Görenlere fedâdır.
Dağıtılır, verilir,
Alıp yiyen dirilir;
Kanatlı kuş yetişmez,
(Refref) ile erilir.
Kimse olamaz sâhip,
Nâdir kuladır nasip;
Yuvarlak; göze benzer,
Göreni çeker, câzip.
Mâni’dir hûri, gılman,
Siper eylediğin can;
Derler: (Nefsini öldür!),
Hizmet edersin her ân.
Kalırsa benlik tozu,
Cümle dilekten arzû…
Gördük, fedâ eyledik
Gıdâ ve uykumuzu.
İstersen ona misâl,
Bilmezsin haram, helâl;
Öğrenmeyi istersen,
Gel de bizden ibret al.
Taşlasın cümle diller,
Vurmak istesin eller…
Onunla berâberiz,
Âlem: (kâfirdir) beller.
Biz onları duymayız,
Görüp, kalbe koymayız;
Düştük Mevlâ izine,
Nefs ardına uymayız.
O bize tâbi’ oldu.
Korktu, sarardı, soldu;
(Emre) olduysa zelîl,
İki cihâna doldu.
Zapteden: Neş’e Emre
Saat: 9.25
10.2.1956