Ben bir yaralanmış kuşum,
Yâri gönlümde bulmuşum;
Gözlerinden içtim şarap,
Onun için hep sarhoşum.
Çekerim dil kadehinden;
Uyuşmaz, ayılır, neden?
Vücûdum hep nûra keser,
Kürsüyle Arş olur, beden.
Fakat gören, sanır zayıf,
Olmuş, derler, buna hayıf;
Dört unsurdan tertip amma,
Toprak değil, cismi lâtîf.
Candan bakan, olur mâil,
Bir aynadır, olmaz hâil;
Arşa kadem basar iken,
Gelir de umar Cebrâil.
Destur veririm ben ona,
Gelir, görür kana kana;
Durmadan târîf ettiğim,
Anlaşılır benden bana.
İki gözüm, temiz ayna,
Canı veririm bakana;
Gözlerinde ben olurum,
Dolanırım candan cana.
Gören ben’im, görünenim,
Ete, tene bürünenim;
Bilen, hayretlere düşer,
Bilmeyene hâil, tenim.
Bir denizim; akan sular,
Yüzbin çeşit olsa, dolar;
Ayıramam her milleti,
Karışınca, renkler solar.
Feleklerin suyu ben’im,
Çeşit çeşit huyu ben’im;
Gezerim gözler şâhını,
Kalbi ben’im, boyu ben’im.
Karanlığım, hem berrağım,
Güller üstünde yaprağım;
Görünüşüm, olmuş beşer,
Ayak altında toprağım.
Zelîl yoktur benden başka,
Sefîl yoktur benden başka;
Gelir de bürür (Emre)lik,
Alîl yoktur benden başka.
Zapteden: Fikri Emre,
Namrun, Saat:10.30
Not: Bu doğuş, Emre’nin torunu ve Fikri Emre’nin kızı Ayşe, (Ben yaralı bir kuşum, – Kimsesizim, berduşum) türküsünü söylerken doğmuştur.
1.9.1957