Aşkını ver Yaradan!
Boyansın iki cihan;
Senin aşkın gelince
Biz çıkarız aradan.
Sadece sen kalırsın,
Bizi sana alırsın;
Yine aşkını gönder,
Varlığımızı kırsın.
Şükür, senin aşkın var,
Benlik denilen, yanar;
Bende ömür gecesi,
Aşkımdan oldu sahar. (1)
Açıldı, oldu gündüz,
Her taraflar oldu düz;
Kulağımız açıldı,
Senden sana denir söz.
Daim sözünü duyar,
Emrini bilir, uyar;
Bu (Emre)nin dilinden
Âşıka söyliyen, Yâr.
Tarif eder esrarı,
Bizler edince zârı;
Daim feryad ederiz,
Perdeyi kaldır Bâri!
Elini vur perdeye,
Sırrını diye diye;
Hudâ! senin âşıkın
Seninçin boyun eğe. (2)
Eğilsin, eyle kabul,
Hep sana olmuşlar kul,
Sen Dilberin iline
Ateşten yapılmış yol.
Geçer canına kıyan,
Yanmış âşıka uyan;
(Emre) sanadır sözler,
Vakıt geçmeden uyan.
Namrun yaylası:
(1) Seher vaktı; halk ağzındaki telâffuzu böyledir.
(2) Eğsin. 28.9.1944