Aşkın eritmiştir, nice yüreği…
Geride koymuştur, birçok dileği;
Bir pula sattırmış, hazîneleri,
Hiçlere saymıştır, olan emeği.

Ateşe kestirmiş, çok hânümânı,
Göklere çıkartmış, tüten dumanı;
Gecesi, gündüzü, vaktı bulunmaz,
Bir ân eylemiştir, uzun zamânı.

Varıp tutturanın, belini bükmüş,
Ağlatıp gözünden, kanını dökmüş;
Ümit ağacının desteresidir,
Kendinden gayriyi, kökünden sökmüş.

Sevdiklerî için, gaayetle haset,
Ona yaklaşana, taştan, yapar sed; (1)
Ne tâlihi vardır, ne de bir şansı,
Varıp yaklaşamaz, arzuyla kısmet.

Bütün kuvvetlere, kendisi hâkim,
Hiçbir varlıklara, olur mu mahkûm…
Ne zengini bilir, ne de fakiri,
Vermek ister ise, suâl eder, kim?

Onun sevdikleri: her dâim zelîl,
İkrâh ettikleri: mânâda alîl;
(Fâil-i Muhtâr)dır, bilgisi çoktur,
İhtiyâcı yoktur, istemez delîl.

Yakalar da biner, vahşi arslana,
Âşıkı götürür, dâim Rahmâna;
Onun için (Emre), Ona teslimdir,
Hiç mağlûp olmuyor, geçen zamâna.

Zapteden: Fuzûle Emre
Saat:8.40


(1) Taş = Dedikodu, ta’rîz, ta’n ü teşnî’. 30.1.1955