Aşka tutulalı, ey garip gönül!
Bütün mihnetlere, ettin tahammül;
Semâya, eflâke, uçurdu seni,
Tevâzu’ devleti, hem de tenezzül.
Nefsin diken oldu, açıldı her gül,
Onun için öter, görünce bülbül;
Aşkın târîfine, imkân olur mu?
Bilmek isteyene, diyorlar: (Gel, öl!).
Bâzısı dirilir, gelip bakınca,
Ebedî sağ olur, bu aşk yakınca;
Yerlere dökülen nebat değildir,
Hayatlar üstünde açan bu gonca.
Kokusu candandır, reyhan değildir,
Hûrili, gılmanlı cinan değildir;
Sarılıp garkolmak, bir devlet imiş,
Ağızlarda gezen îman değildir.
(Gönül) derler; ama, (yürek) değildir,
Gören methediyor, çiçek değildir;
Secdenin mânâsı: sâde bir (Sevgi);
(İnsan)a mahsustur, (melek) değildir.
Her kul eremiyor, bu ne safâdır…
Gam ile hicransız, böyle bir vefâdır;
Gezerek benziyor, (Cebel-i Tûr)a,
Işığı, zıyâsı (Kaf)dan (Kaf)adır.
(Emre)nin öğdüğü: (Bu Güzel Âdem);
Kendinden ayrılmaz, bu hâller her dem;
Merâkı hazmetti, kaldı bir safâ,
Yanına yaklaşmaz, bir daha sitem.
Zapteden: Hayrettin Tezcan.
Ceyhan, Saat:12.20
12.11.1959