Arefe olmadan, olur mu bayram?

Yanarım, gözüm ağlar,
Bu dünyâya gelen gider,

Arefe olmadan, olur mu bayram?
Cezbenin ardından, geliyor ilham;
Her insan bilirse, bozulur nizam;
Bir kâmil mürşide, varmadan, olmaz.

Bütün ibâdetin, vardır hudûdu,
Tefekkür etmeyen, bilmez Mâbûdu,
Aşka bürünmeyen, almaz maksûdu;
Fenâfillah olan, alıyor muraz.

Cezbesiz, olur mu, Dosta kavuşmak?
Meyva yetişir mi, olmadan yaprak?
Her vârı yetiren, bir kara toprak;
Ona yüz sürmeden, olur mu namaz?

Dâvet edeceksen, gönlü temizle,
Kokulara bürün, benzesin güle,
(Her Yana Sığmayan), gelir gönüle;
İşte derler: (Tavâf), olmuştur (Hicaz).

Uyanırsan, sensin Arafat Dağı,
Gönlüyün içidir cennetin bağı;
Uyan, dâvet eyle, sen dört bucağı,
Bütün âlem eder, sana hep niyaz.

Kulağını aç da, dinle haberi,
Ümmete gönderdi, her peygamberi;
Arayanlar, bulur, sende, Dilberi,
Hurufsuz yazılmış bil de böyle yaz.

Bilirsen, kalmadı, zerre günâhın,
Zevka tebdîl-oldu, ettiğin âhın;
(Emre)! dâvet eden, senin Allahın;
Dilinden ediyor, duyarsan, îkaz.

Zapteden: Fikri Emre
Bayramın birinci günü Saat:8.00


9.4.1959