Ah dediğim bu dert, umman değil mi.
İçinde oturan, Rahman değil mi?
Damla, deryâsına, varıp düşünce,
Sabredilmez hiçbir, hicran değil mi?
Bu ne hikmettir ki, idrâki çok zor?
Bütün canlar ordan, ediyor zuhûr;
Birçokları ölü, ayakta gezer,
Dirisi, görünür, bir ehli kubûr.
Cennette dolanır, hep hayâlidir,
Târîf edilecek, bir misâlidir;
Zannedersin yakın, kendi uzakta,
Bütün olan, Onun, hep emelidir.
Kendi tâyîn eder, cümle mihveri,
Onunla berâber, duruyor diri;
Felekiyyât, durur, yerli yerince,
Dış tarafı vücut, kendi ciğeri,
Kalbi ışığıdır, gerisi fener,
Ondan zuhûr eder, bilinmez hüner;
İdrâk eyliyenler, olmuş pervâne,
Karanlıkta durmaz, yanında döner.
Yanmanın tadını, yananlardan sor,
Sırrı bilmiyene, gelir gaayet zor;
(Emre)nin içine, düşünce ateş,
Akıllar yetmedik, hâl, eder zuhûr.
Zapteden: Ekrem Özhatay
Saat: 10.25
27.5.1954