Geldik, gittik, anlamadık, dünyâyı;
Bir posteki; saydırıyor, kıl sayı;
Her gelenin, gözlerine, sürüyor
Tılısımla bozulmadık boyayı.

Bu âleme konar, göçer, uyanmaz,
Hak boyası hazır iken, boyanmaz;
İnsanların çektiğine, taş olsa,
Parçalanır, küle keser, dayanmaz.

(Lev enzelnâ) sûresinde bildirir,
Çok kalbleri, dilik dilik dildirir;
Kendisine âşık olsa, bir gönül,
Peygambere, emir verir, bildirir.

Âşık isen, Mâşuk benim! uyan, bak,
(Tefekkür)le gözlerini et berrak;
Mansur gibi, varlığından geçersen,
Ben, dilinden, dâim derim: Enelhak!

Kandan olur, alır iken abdesin,
Benden gelir, lisânından her sesin;
Parça parça ettirenin: gine ben;
Etten, tenden terkîbolmuş kafesin.

İpe takar, inkâr eden bu başı,
Evvel, kandan yediririm ben aşı;
Tahammül et, tebdîl olsun hayâtın:
Muhammedi gönderirim ben karşı.

Bekle (Emre)! sana gelsin bu sıra,
Kavuşursun Davet Eden Mansûr’a;
Hiçbir kimse yakın olmaz benlikle,
Üryân olup varılıyor o (Yâr)a.

Zapteden: Ekrem Özhatay
Saat:8.35


29.5.1954