Senin âşıkların, her dâim inler,
Gönül acısını, durmadan dinler;
Bu hâli bilemez, akılla fikir,
İçten târîf eder, çeşitli dinler.

Büstünü yapamaz, bir heykeltraş,
Gönülle görünür, o sendeki (Kaş);
Âşık kalbindesin, mekânın ora;
İstîâb edemez, (Kürsü) ile (Arş).

Taş gibi oluyor, bilmek isteyen,
Şen, şâtır oluyor, gülmek isteyen,
Hayattan geçiyor, rastgelen sana,
Kendi kendisine, gelmek isteyen.

Bir kerre bakışın, sanki âfitap…
Tebessüm eylesen, edilmez hesap;
İlimle bilinmez, aşkın esrârı,
Meydanda halli yok; neylemiş Kitap?

Nice peygamberler, getirmiş âyât…
Halle uğraşırsan, çıkar müşkilât;
Aşkına düşenler, oluyor ferah,
Tahammülü zordur, sanki bir afat,

Bu (Emre) tutuldu, oldu teşennüç, (1)
Uyanık gezerken, seyrediyor düş;
Cümle benliğinden, bilip geçince,
Gözünün içinde, bilip de görmüş.

Zapteden : Fuzûle Emre
Saat: 5.13 – 5.26


(1) Teşennüç = buruşmak, büzülmek. 17.7.1954