Aşkın ateşine, tutturdun beni,
Bitmedik sevdâya, yutturdun beni;
Âh ile, vâh ile, geçiyor günüm,
Gönlümün içinden, sen vurdun beni.
Ağlarken, ağlardı, dağ ile taşlar,
(Acep nedir?) derdi, bana, yoldaşlar;
İçinden çıkmaya, niyet edersem,
Aşkın, tekrar, beni, yakmaya başlar.
Bir dem gelir, gönlüm, eder şikâyet,
Anlar, ferah olur, bulur inâyet;
Gözüm görmez olur, iki cihânı,
Kaşından, gözünden, okunur âyet.
Dem gelir, olurum, harmanda dâne,
Dem gelir, sığamam, iki cihâna;
Dem gelir, olurum, zerreden zerre,
O hâl kavuşturur, beni Rahmâna.
Dem gelir de, olur, her yer karanlık,
Dem gelir de, olur, bu gönlüm ışık;
Dem gelir, düşerim, ayak altına,
Dem gelir, olurum, Hâlik’le Hâlik.
Dem gelir, olurum, alîlden alîl,
Dem gelir, olurum, her şeyden zelîl;
Dem gelir, ararım, Dost’un izini,
Dem gelir, olurum, Mevlâya delîl.
Dem gelir, ederim, kendimi gaaip,
Dem gelir, olurum, her şeye sâhip;
Dem gelir, her sırlar, olur âşikâr,
Görürsem bir tohum, gelir acâip.
Dilim seni söyler, sözüm değildir,
Yüzünü seyreden, gözüm değildir;
Her varlığı sensin, anladı (Emre),
Bundan sonra hayat, lüzum değildir.
Zapteden : Neş’e Emre
Saat:13.00
23.11.1954