Halkedersin varlığından,
Çeşit çeşit verirsin can;
Seyredenler, olur hayran,
Sırrına akıl mı yeter…
Gıdâ verinğ sıfâtından, (1)
Ayrı değildir Zâtından,
Taksîm olur hayâtından,
Sırrına akıl mı yeter…
Kimini edersin yılan,
Kimisine dersin: Şeytan;
Cümlesine hâkim: İnsan;
Sırrına akıl mı yeter…
Mecmûunu ettin fener,
İşâretin ile döner,
İçine girmektir hüner;
Sırrına akıl mı yeter…
Hepisine verdin vücut,
Görgü. onlarda da mevcut,
Âdem’e ederler sücûd;
Sırrına akıl mı yeter…
Senin gözlerinden bakan,
Her damarlarından akan,
Gül ile reyhanda kokan;
Sırrına akıl mı yeter…
Halkeyleyip, veren düzen,
Berâber olup da gezen,
Nazarınla dahî süzen;
Sırrına akıl mı yeter…
Zıyâlarla edenğ nakış, (2)
Yaz yaparsın, hem dahî kış;
Ne güzeldir gözden bakış…
Sırrına akıl mı yeter…
Ne yaptıysan, olmuş güzel,
Bâzısına vermişsin el,
Sende yoktur ölüm, ecel;
Sırrına akıl mı yeter…
Gösterene, derler: dinsiz?
Târîf edilir mi deniz?
Su üstünde olur mu iz?
Sırrına akıl mı yeter…
Derle, topla, hepsi bir can;
Hareket ettiren: bir kan;
Orda küfür olur, îman;
Sırrına akıl mı yeter…
Taş atarlar görenlere,
O âleme erenlere,
Yüzü yere serenlere;
Sırrına akıl mı yeter…
(Emre) diyor: Bu nasıl hâl?
Söylemek, oluyor vebâl;
Aradı, bulmadı misâl;
Sırrına akıl mı yeter…
Dâim bakıyor doyunca, (3)
Nazarınla taktın kanca,
Bu mektebe sensin hoca;
Sırrına akıl mı yeter…
Kimse bilmiyor görmeden,
Görse, kalmaz ne sen, ne ben;
Perde oluyor bu beden;
Sırrına akıl mı yeter…
Sana bitişti dîn ile,
Seyrediyor güle güle,
(Emre)yi düşürdün dile;
Sırrına akıl mı yeter…
Ne yaparsan, olur râzı,
Sabreylemektir murâzı,
Kalmamıştır îtirâzı;
Sırrına akıl mı yeter…
Zapteden: Sevinç Akgül
Saat: 12.00
(1) Verinğ = Verirsin.
(2) Edenğ = Edersin.
(3) Doyunca = Doyuncaya kadar. 12.12.1954