Nereye uğradı, bizim yolumuz…
Âşikâr göründü, kalmadı rumuz;
Verdiği hayâtı, geriye aldı,
Bir hâl bahşeyledi, değildir ucuz.

Bu idi vâdimiz, eyledik fedâ,
Kalbimizden çıkar, her dâim sadâ;
Ateşteki küle döndürdü bizi,
Yine tutuşuruz, edince edâ.

Aşka bürünürsek, alırız haber,
Tekrar biz oluruz, külle beraber;
Ne güzellik kalır, ve ne de çirkin,
Seyreylediğimiz, görünür Dilber.

Yanan ışıkların, bizden zıyâsı,
Verir de bakarız, dâim, doyası;
O Muhammed Emîn, taksîm eyledi,
Bildik, bize düştü, edep hayâsı.

Nefis, cânî iken, oldu bir kuzu,
İtâat edince, kalmadı arzû;
(Şirk-i hafî) denen, ahlâk gidince,
Yerini doldurdu, şükür, tevâzu’ .

Sırrı anlayınca, bıraktı mîras,
Şen, şâtır eyledi, bırakmadı yas;
Bu (İsmâil Emre), hak etti, aldı,
Dostundan rahmeti; değil iltimas.

Şüphesi kalmadı, eylemez keder,
Temizlenmiş gönle, ekiyor bider; (1)
Dilinden söyliyen, her dâim Bâkî,
Dâvet edilince, bırakır, gider.

Zapteden: Vasfiye Değirmenci
Saat:13.15


(1) Bider = Tohum. 8.2.1955