Kimsenin yüzüne, gülmez bu dünyâ;
Birgün bozulacak, en sağlam bünye;
Her gelenler görür, bırakır, gider,
Hiç aslı olmadık, görülür rüyâ.
Bütün (benim!) diyen, bırakıp gider,
Gaflet penceresi; bir bakıp gider;
İçinde yaşayan, bir sele benzer,
Bilinmez deryâya, hep akıp gider.
Birbirine düşer; çünkü hep deli;
Gelenlerden sorsak, dönmüyor dili;
Koyup gidenlerden, haber alınmaz,
Gaafil insanların, nedir emeli?
Her îmârın yönü, harâba doğru,
(bilirim!) diyenin, serâba doğru;
Kendi varlığından, haberi yoktur,
Mevlâya dönemez, hicâba doğru.
Dünyâ bilginleri, çıkarıyor şer,
Bu tatlı dünyâyı, ediyor mahşer;
Yaratılan kula, kuyu eşenler,
Hepisinden evvel, kendisi düşer.
Gönül! gördüklerin, ibretli ayna,
Bütün ettiklerin, görünür sana;
Rabbın gözü ile, dört tarafa bak:
Ne güzellik vermiş, Mevlâ, insana…
(Emre)! aşkın ile, eyle iftihar,
Onda yok olursan, gözünden bakar;
Sağ iken teslîm et, O’na dimâğı,
Ruh, koyup gidince, yerlere akar.
Zapteden: Fuzûle Emre
Saat:19.25
2.3.1955