Âlemlere, sensin, nûr-u Muhammed,
Senden doğmuş idi, bütün fazîlet;
Diri olduğunu, herkesler bilse,
Yüzünü görüp de, olurdu ümmet.
1370 yıl geri değilsin,
Zâtın nurdur, dünyâ kiri değilsin;
Seni sevenlerin, durunğ gönlünde, (1)
Hazreti Allahtan, berî değilsin.
Zamânı gelmiştir, vereceksin şan,
Böyle emretmiştir, Hazreti Rahman;
Bütün uyan gibi, senden umacak
Nice peygamberler, hem de Süleyman.
Mağripten doğacak, ilimler günü,
Sana dönecekler, âlemler yönü;
İki elindedir, sen gösterirsin,
Sırr-ı İlâhînin, mânâ dürbünü.
Her vakıt dirisin, değilsin ölü,
Hakkın kokladığı, hiç solmaz gülü;
Gözünde, kalbinde, hazır buluyor,
Eğer şimdi etse, kim tenezzülü.
(Yok) diyen bilmiyor; her dâim varsın,
Sana âşıklara, bilirim, yârsın;
Adın ile adı, sana karışmış,
Berâber (Rahîm)sin, dahî (Gaffar)sın.
Bir adın Ahmeddir, bir adın Mahmûd,
Seninle bilinir, tapılan Mâbud;
(Emre) gibi taşlar, ayak altında;
Ne kadar saklanır, kıymetli yâkut…
Sana denilmiştir, (Muhammed Emîn),
Gelip bitişmiştir, emrolunan din;
(Tevrat), (İncil), (Zebûr) senden okunur,
Dilinden söylenmiş (Kur’ân-ı Mübîn).
Seni seyredenler, bilmez dünyâyı,
Senin ile gezer, yüce bâlâyı;
Yerde, gökte, boşta aramaz seni,
Kalbinde hisseder, dâim Mevlâyı.
Meded Resûlâllah! aman Mustafâ!
(Emre) senden alır her dâim vefâ;
Cemâlini gördü, kalmadı azap,
Bundan sonra, eder seninle sefâ.
Zapteden: Selim Akgül
Saat:10.45
(1) Durunğ = Durursun. 23.3.1955