Her yüzden görünür, bu ne esrardır…
Allara bürünür, çok hâli vardır; (1)
Bâzı, semâvâtı, cevlân ediyor,
Bâzı, topraklarda, sürünen Yârdır.
Nice gönülleri, durmaz dolaşır,
Hâli seyredilse, gözler kamaşır;
Giderse, ardından, kimse yetişmez,
İstediği yere, kendi ulaşır.
Suya benzer kandan, saraylar yapar,
Güneşten parlaktır, O, eder par par;
Yarattığı kullar, boşuboşuna,
-Bakıp da dirilmez- dünyâya tapar.
Uyanamıyorlar; bu nasıl gaflet…
Azrâil olandan, beklerler izzet;
İçine girene, derhâl bulaşır,
Kimse kurtulmuyor, devâsız illet.
Başına gelenin, koymaz aklına,
Âlimlerin ilmi, yetmez kılına;
Îdam sehpasına asılmış iken,
Cephesini dönmez, kendi hâline.
(Emre)! sen karışma, görüyor Rahman,
Zerreyi yaratıp, O veriyor can;
Anadan, babadan olan kardeşi,
Kokan cîfe için, ediyor düşman.
Zapteden: Fuzûle Emre
Saat:13.35
(1) Al = Hîle, aldatma. 16.4.1955