Gönül! senin midir, bu mülk ile mal?
Ediyorum sana, şimdiden suâl;
Aldatmasın sakın, seni bu hayâl,
Et ile derisiz makam ara, bul!
(Beden benim) dersen, gaayet zayıfsın,
Eğer uyanmazsan, hem de hayıfsın,
Gözünü açarsan, rûhu latîfsin;
Elindedir, çırpın, şimdi halâs ol.
Kullandığın beden, tuzak değildir,
Ebedî kalacak, bir hak değildir;
Bu yol, senden sana; uzak değildir,
Bir karıştan azdır, aradığın yol.
Anla: katracıksın; aslın var: Umman;
Düşün, sen derdine, ara, bul derman;
Güvendiğin varlık, hepisi bir ân;
Damlandan vazgeç de, deryâlara dol.
Kimdir (Dört Unsur)dan, bedeni düzen?
İlik ile kandan, topraktan süzen?
İçine oturup, berâber gezen?
Gece gündüz düşün; böyle eder kul.
Bir zaman genç idin, ederdin tuğyan,
Delikanlı idin, bilmezdin ziyan;
Yollar yaklaşmıştır, gafletten uyan,
Bülbül misâl olsun, sararıp da sol.
Acep bilir misin, nasıldır varlık?
Akıl gözü görmez, gaayet karanlık;
Evveli, âhiri, âşıka açık;
Bozulmaz kaanundur, böyledir usûl.
Onlar âh edince, semâ yarılır,
(Hablülmetîn) derler, varır, sarılır;
Zaman mekân kalmaz, sana varılır;
Gidip almışlardır, ateşlerden kol.
Her dâim görürler, (Gelip Giden)i,
Düşünmez olmuşlar, kirli bedeni;
Elbise bilirler, verilen teni,
Soyunup atarlar, sanırlar bir çul.
Çabuk çıkarırlar, çünkü dar değil,
Ebedî arkadaş, hem de var değil,
Sudan dokunmuştur, erir, kar değil,
Toprağa serilen, olur mu makbûl?
(Emre)! bütün varlık, şifâsız illet,
Aramış, bulmamış, her gelen millet;
Sana verilmiştir, bildin, emânet,
Çabuk, sâhibine, teslîm et, kurtul.
Zapteden: Neş’e Emre. Evci Köyü:
Saat:9.20
5.5.1954