Akıl ermez oldu, ahvâlimize,
Düştük, gaaibolduk, biz bir denize,
Çeşitli görünür, hâlimiz, göze,
Güneşe benzeyen, günâhımız var.

Sözlerimiz, oldu, kuşların dili,
Anlamayan, desin, isterse, deli!
Âşıkların, olmaz, başka emeli,
Hiçbir şeye uymaz, iştahımız var.

Gizli sırlar bize, oldu âşikâr,
Gördük, îmân ettik, kalmadı inkâr,
Fânî olan, bilmez, zarar ile kâr,
Tamuda ağarmış, siyâhımız var.

Bâzı, gökyüzüne, bakar gezeriz,
Îsâdan, Ahmedden, bizler bulduk iz,
Katramızı aldı, garketti deniz,
Bilinmez ellerde, seyyahımız var.

Gezdiğimiz yerin, yokuşu yok, düz,
Varsa, seyrân eder, kapalı her göz,
Çünkü gece yoktur, dâimâ gündüz,
Karanlık olmayan sabâhımız var.

Biz bir meddah olduk, ederiz senâ,
Öyle bir (Nokta)dır, gelmez lisâna,
Kendisi Mâşuktur, âşık insana;
Geriye dönmeyen (Essah)ımız var.

Bir ateştir, düştük, orada yandık,
Kül, bir renktir, ona baktık, boyandık,
Ölüm uykusundan, şükür, uyandık,
Zindan kafesinden, felâhımız var.

Hiç ölüm kalmadı, eyledi diri,
Bilinmedik sırdan, verdi haberi;
Bizi mahkûm etmez, et ile deri,
(Bana gelin!) diyen, Allahımız var.

Dost oldu âlemler, kalmadı düşman,
Cümlesiyle olduk, sevince, bir can;
(Rahmânürrahîm)dir, Yaratan Rahman;
(Emre)! Muhabbetten, silâhımız var.

Zapteden: Neş’e Emre.
Evci Köyü, Saat:16.10


5.5.1955