Dertli başım, dertli başım!
Zehir oldu benim aşım;
Bülbül ile gezer iken,
Şimdi derd, oldu yoldaşım.
Ayrılmıyor gece, gündüz,
Derttir konuştuklarım söz;
Yürüdüğüm, çok dolaşık,
Evvelce gezdiğim yol, düz.
Yok mu Yârab! bana sâhip?
Hâllerim, oldu acâip;
Eşe dosta, gülmek düştü,
Bana ağlamak mı nasip?
Hayat boyu, dert çekerim,
Kalbimden kanlar dökerim;
Korkarım ki dert çoğalır:
Gözümden yere ekerim.
Yine gam olur, mahsûlüm,
Lûtuf iken, olur zulüm;
Benden bana devrân eder,
Kimselere olmaz mâlûm.
Derd ile gam benden doğar,
Çoğalır da göğe ağar;
Sığınacak yer bulmadım,
Dönüp de başıma yağar.
Acep kimdendir imdâdım?
Hep acıdır ağız tadım;
Bir (Gönül)e âşık oldum,
Onun içindir feryâdım.
Ciğerimi yaktı, tüter,
Söyünür de, yanar beter; (1)
Sinirlerim keman oldu,
Söyleyen dilimden öter.
Tûfân olmuştur, az değil,
Çekilecek muraz değil;
Yetmişiki makam çalar,
Kulun yaptığı saz değil.
Sesim duyulmaz âşikâr,
İşiten, edemez inkâr;
Can verdim de bunu aldım,
Geldi, buldu böyle bir kâr.
Sen söz verdin (Emre)! dayan,
Bu ateşe dokandın, yan;
Uyur isen kurtulmazsın,
Gaflet uykusundan uyan!
Zapteden: Neş’e Emre
Saat: 20.30
(1) Söyünür = Söner. 12.5.1955