Kolay halledilmez, nice mesele…
Her arzu edilen, geçer mi ele?
Âşikâr olursa, kopar velvele,
(Küllü hâlin yezûl); geçer dediler.
Tanrının bir adı: (Settârül’uyûb),
Âdeti: kimseyi, eylemez mahcup;
Yeter ki, nefsine sen olma mağlûp,
(Külü hâlin yezûl); geçer dediler.
Güneşi kapıyor bâzı, bir bulut,
Benliğin, ardında, duruyor mâbut;
Yeter ki, sen seni, gel çabuk unut,
(Küllü hâlin yezûl); geçer dediler.
Karanlık dururken, olur mu ışık?
Tanrısını sever, her dâim âşık;
Dâimâ mağlûptur, nefis, alışık;
(Küllü hâlin yezûl); geçer dediler.
Gönül! gözünü aç, dostunu tanı,
Kendine tabi’ et, zâlim Şeytanı;
Ecelin gelirse, geçer zamânı;
(Küllü hâlin yezûl); geçer dediler.
(Emre)! sen kurtul da aslına kavuş,
Sen devre anlama, değilsin bir kuş; (1)
Yüzünü seyreyle, çabuk, ol sarhoş;
(Küllü hâlin yezûl); geçer dediler.
Zapteden:Fuzûle Emre
Saat: 13.20
(1) Devre = Yanlış. 15.3.1956