Gülüşü zehirli, yalan dünyâsın!
Canlar parçalayan, kaplan dünyâsın!
Gül bahçesi gibi, bâzı açılınğ, (1)
Sonbaharlar gibi, solan dünyâsın!
Elin, ayağın yok, yerde sürününğ (2),
Zâlim canavarsın, tatlı görününğ (3),
Târih kitabında, söylenir ünün:
Doğurup da yutan, yılan dünyâsın.
Güzel görünürsün, insan gözüne,
Emânet gülersin, onun yüzüne, (4)
Ateş doldurursun, dönüp, özüne,
Öylece canları alan dünyâsın.
Her gelenler, sana konup göçerler,
Zehirli şerbetten, alıp içerler,
Esrarlı yüzüne, bakıp geçerler,
Yine sen ebedî kalan dünyâsın.
Bilmiyenler, senden, sadâkat arar,
Biribirisinden, bilgiyi sorar,
Senin hiçbir hâlin, tutar mı karar…
Boşalıp da tekrar dolan dünyâsın.
Îmâr ederler ya, sonucun harap…
Dostu göstermeğe, olursun hicap,
Acı gürültünden, duyulmaz hitap;
Gaafile, emrini, kılan dünyâsın.
Bilmiyenler, senden, umarlar imdat,
Aceb kimler, senden, bulmuştur hayat?
Âhir nefes, ona, verirsin feryat;
Her göze gizlenen, Şeytan dünyâsın.
Sana aldanıyor ilim sâhibi,
Derindir, görünmez, bilgiyin dibi; (5)
Sana güvenirler, hiç ölmez gibi;
Ahbap görünürsün, düşman dünyâsın.
Senden çıkmak için, nerededir yol?
(Emre)! aşka yapış, yürü sen, kurtul;
Nene lâzım dünyâ… Hakka ol makbûl;
Boyun eğenlere, sultan dünyâsın.
Mevlâya, ârifler, ibretle bakar,
Sağ iken, hayâtı bırakır, çıkar,
(Hayat Deryâsı)na, su olur, akar;
İçinde durulmaz, zindan dünyâsın.
Zapteden: Neş’e Emre
Saat:9.10
(1) Açılınğ = Açılırsın.
(2) Sürününğ = Sürünürsün.
(3) Görününğ = Görünürsün.
(4) Emanet = Muvakkat.
(5) Senin bilginin dibi. 25.3.1956