Aklıma düşerse, eriyor yağlar,
Gelince hülyâsı, kalbimi dağlar;
Benim feryâdıma, değil yeryüzü,
Semânın yıldızı, güneşi ağlar.

Benim yanık kalbim, acep nolacak?
Tutuştu bu beynim, oldu bir ocak;
Ümîdimi kestim, iki dünyâdan,
Şükürler olsun ki, aşkın kalacak.

Yanar da, ederim, dâim iftihar,
Çıkan ateşine, gözlerim bakar;
En büyük devlettir, başıma kondu,
Bütün semâ suyu, gözümden akar.

Dökülmezse, dünyâ, olacak kuru;
İnbikten çekilmiş, gaayetle duru;
İki âlemlere, rahmet saçmaktır,
Cümle milletlere, âşıkın zoru.

Âşık, ayıramaz zerreyle küllü,
Onlara karışık, çünkü bir gönlü;
Hayâtı dağıtır, kendinde kalmaz,
İster: dirilsinler; kendisi ölü.

Her dâim ederler, fiille hizmet,
Hudâdan isterler, onlara himmet;
Bilmez, karalarlar; âdet böyledir;
Duymayıp, ederler, şefkate dâvet.

Misâldir onlara: çağlayan pınar:
Üstüne basana suyunu sunar;
Böyle, şefkat ehli, olur sabırlı,
Rahmetini saçıp, kendisi yanar.

(Emre)ye sorsalar, bu hâller için,
Anlatamaz, yanar, o, için için;
Dâimâ söylüyor. bütün mâhlûka:
(Yüzüm toprak oldu; basın da geçin!)

Çünkü her yüzlere, olmuştur hayran,
Yaradandan diler onlara ihsan;
Canı Rahmân ile, dışı görünür,
Orada yok oldu, kaldı ad u san. (1)

Zapteden: Neş’e Emre
Saat:8.25


(1) Ad ve san. 3.4.1956