Zorca anlaşılır, aşkın esrârı,
İstîlâ eylemiş, bu aşk, her vârı,
Bu aşk gösteriyor, o nazlı (Yâr)ı;
Vücûdu görünmez; her kuvvet onun.
Her hükümdarların, boynu eğilir,
O ne olduğunu, bilenler bilir,
Kime dokunursa, nice hâl gelir…
Vücûdu görünmez; her kuvvet onun.
Ateşine düşen, olur mu serin?
(Celâl), perdesidir, Güzel Dilberin;
İlimle bilinmez, gaayetle derin,
Vücûdu görünmez; her kuvvet onun.
Bükmüş bellerini, nice kâmilin,
İçine girmiştir, nutkeden dilin,
Kuvvetini almış, ayakla elin;
Vücûdu görünmez; her kuvvet onun.
Ona mahkûm olmuş, nice saltanat…
Önünde yok olmuş, adetsiz hayat…
Yoldaş olanlara, eylemiş imdat;
Vücûdu görünmez; her kuvvet onun.
Mekân eylemiştir, girdiği gönlü,
Şavkından dirilmiş, çok gezen ölü;
Sarartıp soldurmuş, öten bülbülü;
Vücûdu görünmez; her kuvvet onun.
Âşikâr eylemiş, (Arş-ı Âlâ)yı,
Düşeni gezdirmiş, yerle bâlâyı,
Yakıp da ettirmiş, çok (essalâ!)yı;
Vücûdu görünmez; her kuvvet onun.
Yârab! ne eyledi, aşkın denizi…
Durmadan söyletir, böylece bizi;
Gözümüze baktı, eyledi izi;
Vücûdu görünmez; her kuvvet onun.
Nereler gitti, dünyâ, âhiret…
Hâlimizi gören, ediyor hayret;
(Emre), yok olmaya, ediyor gayret;
Vücûdu görünmez; her kuvvet onun.
Zapteden: Sevim Akgül
Saat:7.30
22.6.1956