Bildim, sevdiğinden, etti eğlence,
Beni bilmez oldum, Onu görünce;
Kalemle yazılan yazı kalmadı,
Şimdi, gözlerini, eylerim hece.
Bütün kitaplardan, yazı silindi,
Ben beni unuttum, Kendi bilindi:
Şerha şerha oldu, kalbimin içi,
Sâde bir parçaydı, kırka dilindi.
Herbir beliğinden, görünür (Sıfat),
Gizli sırlar yazar, okunur âyât;
Nice bin âleme, taksîm oluyor:
tekrar ölmeyecek, çeşitli hayat.
(Mûtû kable en temûtû) göründü,
Ehli gafletlere, sırdır, büründü;
Bu kadar söylenen, mânâ sözleri,
Evveli, âhiri: sâde bir ündü.
Parça parça olmuş, (Nokta-i Vâhid),
Onu bir görüyor, nefse mücâhid;
Bu söylenen sözler, gaafile değil,
Uyanıp seyreden ârife âit.
Çünkü onlar bilir, (Görgü) tadını.
Görüp unutmuşlar, (Kesret) adını;
Sevdikleri (Yâr)dan, varıp almışlar,
– Unutup her şeyi – tek murâdını.
Onun için (Âşık Emre İsmâil),
Oldu murâdına, çok şükür, nâil;
Gözünü gözünden, tekrar, ayırmaz,
Kaşına, gözüne, olmuştur mâil.
Zapteden: Fuzûle Tezcan
Saat:8.15
25.6.1956